Bağış

$

$

2009 Nisan 3 Hutbe Herseyi Allaha satmak PDF Yazdır e-Posta

Herşeyi Allah’a satmak

 

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِنٖينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِى التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْجٖيلِ وَالْقُرْاٰنِ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِهٖ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذٖى بَايَعْتُمْ بِهٖ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظٖيمُ

Muhterem Müslümanlar!

Bir insan, hem şu an içinde yaşadığı hem de ilerde yaşama durumunda bulunduğu hayatını hayatlandırmak, canlı bir zamana sahip olmak istiyorsa, onu Allah'ın yolunda Cenab-ı Hakk'ın rızası istikametinde kullanmalı, zamanın her parçasına, Cenab-ı Hakk'ın mübarek ismini işlemeye çalışmalıdır. İnsan böyle yapmazsa, sahip bulunduğu bütün fani şeyler, bu fani dünyadaki her fani gibi yok olup gider. Sahip bulunduğu herşey kabirde cesedinin dahi başına geleceği gibi kokar, toprağa karışır ve mahvolur. Ama insan ruhî ve kalbî hayatıyla, sonsuzluğu kazanmak istiyorsa, ebedi bir Zat'a müteveccih olmalı, gönlünü Cenab-ı Hakk'a yöneltmeli, Cenab-ı Hak'tan gayri başka tarafa dönmemeli. Ta ki ebediyetin şuaları, onu da onun sahip bulunduğu zaman parçalarını da ebedileştirsin. Mazisini, müstakbelini nurlara boğsun. Uzak ve ehl-i dalalet için çok tehlikeli olan ahiret istikbalini onun hakkında cennet sarayları haline getirsin. İşte bizler ya zamanımızı ebedileştirme veyahutta onu maddi varlığımızla beraber toprağa gömme, yok olmasına acı acı seyretme durumuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Ya zaman ebedileşecek, geçmişimiz nurlanacak, her sayfasında yığın yığın namazlar, yığın yığın oruçlar, zekatlar, sadakalar ve sadâkatlar veyahutta bomboş, bizim maddemiz gibi kesif, kapkaranlık bir mazi, kap-karanlık bir istikbal, herşeyi yutan, herşeyi bitiren ve herşey kendisinde biten, sona eren kabir bizi bekliyor.

Kur'an-ı Muciz-ül Beyan malın ve evladın, dünya hayatının zineti olduğunu ifade ettikten sonra "velbâkiyâtüsâlihâtu hayrun inde rabbike sevaben ve hayrun emela" buyuruyor. Bâkiyât, insanın ahirete dönük yaptığı herşeydir. Namaz, oruç, zekat gibi. Sâlihât ise senin hüsn-ü niyetle, kalbî istikametinle, Cenab-ı Hakk'a karşı bütün mükellefiyetini yerine getirmen, bütün yasaklardan kaçınman, bütün iyilikleri yapıp bütün kötülükleri ayağının altına almandır. İşte bunlar, Rabbin nezd-i uluhiyetinde sevap bakımından daha hayırlıdır. İstikbale ümitli bakıyorsan, bir emelin, bir idealin varsa, işte bu, salihat sayesinde tahakkuk edecektir. Dünya dünyalık cihetiyle fani ve zaildir, geçicidir. Sen de bir gün gideceksin. Fakat hem malını mülkünü, hem kendi varlığını hem de kalp ve ruhunu ebedileştirmenin bir yolu vardır, o da Allah'a müteveccih olmaktır. Allah'a döndüğün takdirde, istikbal senin için nurlanacak, ümitten tomurcuklar haline gelecektir. Mazi aydınlanacak, yığın yığın sevaplarla ahirette, senin karşına çıkacaktır.

Şuurlu ve uyanık mümin, Allah'ın kendisine ihsan ettiği her şeyi Allah yolunda sarfeder. Çünkü O baki, ezeli ve sermedi olan sultan, senin gibi fani bir varlığın mülkünü yolunda sarfetmek suretiyle bakileştirecek ve ebedileştirecektir. Sen şu fani varlığını O'na verdiğin zaman ebediyet kazanacaksın. Onun için uyanık mümin, herşeyini Allah yolunda sarfedecek ve böylelikle işin mesuliyetinden kurtulmaya bakacaktır.